13 3 / 2012
Permalink 1 note
12 3 / 2012
Elbette kaybedeceğim. Ne olur ki?
Kendimi toplamdan çıkarmak için her yolu denedim, ama bunu kimse başaramamış, hepimiz birer artıyız.
*****
Kendimden kaçmak için her yolu denedim. Hatta Svahili dilini öğrenmeye bile kalktım, bu dilin her şeye karşın bana çok uzak kalacağını düşünerek. Çalıştım, çok uğraştım; ama boşuna, Svahili dilinde bile kendimi anlıyordum, ait oluş yakamı bırakmıyordu.
*****
Karşılıklı suç üstüler açığa vurulacaktı, ondan sonra da gelsin posta arabası saldırısı. “Posta arabası saldırısı” diyorum çünkü konumuzla hiç ilgisi yok, bu da kaçırılmaması gereken bir fırsat. Konuyla ilgili olmayı kesinlikle istemiyorum.
Bu arada da, beni anlamayacak ve benim de anlamayacağım birini aramaya devam ediyorum, korkunç bir kardeşlik ihtiyacı içindeyim.
*****
Yazın uğruna her şeyi kullanabilirmişim ben, kendimi bile.
*****
Zaten insan istese de istemese de en içten, en gerçek yanı kokuşmuş yanıdır, genler yalan söylemez. Biraz kendini dağıtmış olabilirsin, bu senin insanca yanındır.
*****
Başyapıtlar olacağına Pinochet olmasın daha iyi. Soljenitsin olacağına bok ve kan olmasın. Raskolnikov olacağına Dostoyevski olmasın. Savaş ve Barış’ın maliyet fiyatı fazla yüksek.
*****
Her gün doğuşunda pencereyi açıp yardım isterim.
*****
Deli damgası yediğiniz andan başlayarak herkes size karşı iyi niyetlidir, çünkü delilik politik değildir.
*****
Vikingler, biri ölüm tehlikesiyle karşı karşıyayken, ciddi bir törenle adını değiştirilermiş. Ecel Carlos’u ararken karşısında Pedro’yu bulurmuş. Vikingler ecelin aldanacağına ve Carlos’un iyileşeceğine inanırlarmış.
*****
Elbette kaybedeceğim. Ne olur ki?
*****
“Sırf üçüncü kitabı yazabilmek için kendini hasta etmeye değmez. ayrıca umutsuzluktan kazanacağın bir şey kalmadı.”
“Doğru” diye düşündüm. umudu bir denesem mi? Yok, bayağılığa kaçmayı reddediyorum. Avam oluyor öylesi.
*****
Alyette’i size sözcüklerle anlatmadım henüz, ama onu kaybetmeyi hiç istemem, oysa sözcüklerin onu alıp götürmesinden korkuyorum. Yalnızca şunu belirteyim: Alyette’in gözleri, insana hala bir “ilk bakış” olabileceğini düşündürür.
*****
Ara sıra oldukça korkunç bunalımlara giriyordum hala. Doktor Christianssen bunun bunalım değil kaygı olduğunu söylüyor, ama sanırım beni yatıştırmak için öyle diyor. Ben bunalıma girince Alyette kalkıp iskemleleri, masayı, duvarları okşuyor, beni rahatlatmaya, onların her günkü hikayeler, cici köpekler olduğunu ve beni boğazlamak için üzerime atlamayacaklarını göstermeye çalışıyordu.
İskemlelerden özellikle korkuyorum, çünkü biçimleri bir insan yokluğunu çağrıştırıyor.
*****
İçimde çatışan iki kişilik vardı: olmadığım kişliikle olmak istemediğim kişilik.
*****
Ama artık çocuk olmadığımdan özrüm de yoktu.
*****
Öyküler uydurma ihtiyacının gerisinde hep büyümeyi reddeden bir çocuk vardır.
*****
Mavi renk, pek de hakkı olmadan göklere çıkarılmıştır.
*****
Frenginin azalması giderek önem kazanan dahi eksikliğini açıklamakta. Yeniden Dostoyevskiler, Goyalar olması için korkuyu döllemek gerekir.
*****
Bir gün kadınlardan söz edeceğim. Ama bunun için içimde biraz daha hiç olmasını, iyice yer açılmasını beklemek gerek. Günün birinde içimde dev bir boşluk yaratmayı başaracak, o zaman onlara istediğim kadar yer verebileceğim. Ama kitapların bir başı, bir de sonu vardır, bir başı ve bir sonu olan bir şeyin içinde kadınlardan söz etmek istemem, onların hakkını böyle teslim edemem.
*****
Dünyada herkes tehdit altında yaşar ve başkalarını tehdit eder; geçim derdi.
*****
Gayet sakin karşıladım haberi. Kafam karıştığı zaman hep çok sakin olurum. Çünkü zaten sukünetimi bozan kafamdır.
*****
hayatım boyunca yazınla uyuşturdum kendimi, bu yüzden ansızın gerçekle karşı karşıya kalmam tehlikeli olabilir.
*****
Tanrım, Tanrım, çevrede artık Tanrı dışında gerçek tek sözcük yok, o da bir sözcük işte.
*****
Yalan-Roman
Emile Ajar
Can Yayınları
E.
13 Mart 2012
Permalink 1 note
12 3 / 2012
07 3 / 2012
Her akşam aynı yemeği yemekten bıkmayanlara… Hayat kimi zaman kendi rutininde bile güzel sürprizler hazırlar.
T.
07.03.12
Permalink 1 note
02 3 / 2012
bağlantı

bana dik dik bakıyordu.
-“özür dilerim” dedim.
“Ne için?” diye sordu.
“yaptıklarım için.”
peki ya yapmadıkların için?
başımı salladım. “onlar için de özür dilerim.”
“Keder” dedi, “çok ucuzladı.”
*******
japonların bir atasözü var: hayat, rüyalar köprüsü üzerinde sonsuz karanlığın bir tarafından diğerine doğru yürümek gibidir. hepimizin birlikte rüyalar köprüsünden geçtiğimizi söylüyorlar. bütün gerçeğin bu olduğunu. biz, rüyalar köprüsünün üzerinde.
Bağlantı
M.T. Anderson
on8 Kitap
http://www.on8kitap.com/kitaplar/baglanti
E.
02 Mart 2012
22 2 / 2012
ÇOK ÇOK……………….
çok aptal bir ruh hali içindeyim. uzun zaman sonra -abartmayalım 2 yıl- yine işsizim. bir haftada eski sefil günlerime döndüm. sabah 5’te yatıp öğlen 2’de kalkmak, gün boyu dizimag’ten dizi izlemek, twitter’a takılmak ve mailleşmek dışında bir şey yapmamalar… haydi bu kadar kendimi gömmeyeyim, iyice gece olunca yani gece yarısından sonra öykü yazma çalışmaları, film izlemek ve kitap okumak gibi ağır mevzulara geçebiliyorum. böyle işte. aslında bunlar, yani işsiz olmak ve bütün gün dizi izlemek, hayatımın iyi yanları, çok daha kötü şeyler var ama bunlar bu saçma yazıda yazılamayacak kadar hayatın acı ve zor yanlarını oluşturuyor. geçiyorum. çok aptal bir ruh halindeyim demiştim değil mi? şöyle mesela. az önce wetransfer’den dosya gönderdim ve ardından dosya gönderildi maili geldi. mailde
WeTransfer kullandığınız için teşekkürler-dosya ………………..com adresine gönderildi.
yazıyor. bakın abartmıyorum. neden “ÇOK teşekkürler” ve “adresine BAŞARIYLA gönderildi” yazmıyor diye düşündüm. ciddiyim. canım ÇOK sıkılıyor ve bu can sıkıntısını BAŞARIYLA dağıtacak zerafette cümleler arıyorum. ne bileyim. bu yazı da ÇOK manasız oldu, farkındayım ama mazur görün, dedim ya, ÇOK ÇOK aptal bir ruh hali içindeyim.
E.
22 Şubat 2012
19 2 / 2012
Soyut Padişah oyunundan.
en çok burası. dakika: 7.50
ferhan şensoy’la münir özkul’un oyundaki ilk karşılaşmaları.
ve bu sahnenin en çok şu sözleri:
münir özkul: sen beni kaç yaşında tahayyül ediyorsun?
ferhan şensoy: kaç yaşındasınız?
münir özkul: ben yalnız paramı sayarım. çünkü çalınmak, kaybolmak ihtimali vardır. yaşadığım yıllara kimsenin dokunmayacağını bildiğim için onları saymak zahmetini ihtiyat etmedim. anladın mı dümbelek?
aslında, bence yaşadığımız yılları da çalarlar, çalmazlar mı?
E.
19 Şubat 2012
18 1 / 2012
Hrant İçin Blog
Blog yazarlarına çağrı;
17 Ocak 2012 itibariyle meşum dava mahkeme tarafından sonuçlandırıldı. Mahkemece alınan karar, adaleti tesis etmekten ziyade adalet duygusunu yok etmeye kast etmişti. Fakat bu durum bizi karamsarlığa sürüklememeli. Şimdi her zamankinden daha çok sahip çıkmalıyız Hrant’ın anısına. Geride kalanları, Hrant’ın ailesini ve eşi Rakel Dink’i yalnız bırakmamalıyız. Bu davanın bitmediğine, asıl mücadelenin yeni başladığına inanıyoruz.
Bu mücadelenin bir parçası olarak, blog yazarlarını, kendi bloglarında Hrant için yazılar yazmaya ya da görsel çalışmalar üretmeye davet ediyoruz. Yazılar, birkaç satır ya da çok daha uzun olabilir. İçerik, Hrant hakkındaki düşünceler olabileceği gibi, mahkeme sürecine ya da önümüzdeki süreçlere dair olabilir. Bizim için aslolan “Hrant için, adalet için” etiketi altında ele alınabilecek yazılar/görseller olmaları.
Blog yazarlarından ricamız, bu kapsamda ürettikleri özgün yazıların/görsellerin adreslerini hranticin[at]gmail adresine ya da Twitter üzerinden @Hrant_icin hesabına iletmeleri. Bizler de sizlerin bloglarınızda yayınladığınız içerikleri bu blog altında, yine sizin adres ve imzanızla yayınlayacağız. Böylece “Hrant için, adalet için” etiketini blog dünyasında güncel tutmayı ve aynı zamanda bu kapsamda üretilmiş metinleri ve görsel malzemeyi “Hrant İçin Blog” başlığı altında arşivlemeyi umuyoruz.
Desteğiniz için şimdiden teşekkür ederiz.
Hrant için, adalet için mücadele devam ediyor!
Permalink 2 notes
17 1 / 2012
hepimize benziyordu şaşırdım ve güldüm
bazen sizden habersiz, kendiliğinden bir parça şiir gelir, dolanır dilinize.
mesela şöyle:
ne ölümler gördüm de yaşamak hırsızlık gibi geldi
bulmalı derdim ölümün erken dilini
o da oldu
gördüm celladımın gözlerini ve gülümsedim
hepimize benziyordu şaşırdım ve güldüm
bir duvar dibiydi sanırım
ıssızdım ve soğuktu gece.
aklımda kaldığı haliyle, bölük pörçük yazdım. aslı çok daha güzel elbette. güzel bir insana yazılmış. güzel ve ne acı ki ölü. zaten…
mahmut temizyürek’in metin göktepe’nin ardından yazdığı şiirin tamamını buradan okuyabilirsiniz:
http://siir.gen.tr/siir/m/mahmut_temizyurek/hayat_hepimizden_genis….htm
yazınca uçar gider ya bazen dile dolanan her ne ise. istemem ama olur da benden kaçıp giderse sizin diliniz dolansın diye…
E.
17 Ocak 2012